1960'lı yıllarda yükselen sınıf mücadelesinin bir parçası olarak bankacılık alanında işyeri sendikacılığı dönemi başlamış, birçok banka sendikası kurulmuştur. Bu sürecin sonunda kurtuluşun yalnızca tek bir bankada örgütlenmekle mümkün olmayacağını gören kurucu Genel Başkanımız Metin Denizmen ve bir grup mücadeleci bankacı tarafından 1972 yılında kurulan Yapısen Sendikası, örgütlenmesini tüm sektöre yaymak amacıyla 1976 yılında BANK-SEN adını almıştır.
Ekmek ve demokrasi mücadelesinin yükseldiği, DGM'lerin kuruluş girişimlerinin işçi sınıfının direnişiyle püskürtüldüğü o görkemli yılların mirasını taşıyan sendikamız, 13. Genel Kurulu'nu 17 Mayıs Pazar günü büyük bir coşku, birlik ve mücadele kararlılığıyla tamamlamıştır.
Öncelikle Konfederasyonumuzun ebedi Genel Başkanı, ülkemiz sınıf mücadelesinin kutup yıldızı Kemal Türkler'i ve sendikamızın kurucu Genel Başkanı Metin Denizmen'i saygı, özlem ve minnetle anıyoruz. Bizlere bıraktıkları mücadele mirasını büyütmeye, BANK-SEN'i daha ileri mevzilere taşımaya ve banka, sigorta ile finans emekçilerinin gerçek sesi olmaya söz veriyoruz.
Genel kurulumuz, kaybedenin olmadığı; dayanışmanın, yoldaşlığın ve mücadele iradesinin kazandığı bir iradenin ifadesi olmuştur. Ülkenin dört bir yanından büyük fedakârlıklarla gelerek genel kurulumuza katılan tüm üyelerimize teşekkür ediyor, mücadele kararlılığımızın en sıcak duygularıyla kendilerini selamlıyoruz.
İyi ki geldiniz, iyi ki omuz verdiniz, iyi ki varsınız.
Ayrıca sendikamızdan desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen başta Konfederasyonumuzun Genel Başkanı Sayın Arzu Çerkezoğlu olmak üzere, gönderdikleri çelenklerle genel kurulumuzu onurlandıran DİSK'e, Maden-İş geleneğini bugün de yaşatan Birleşik Metal-İş Sendikası'na, genel kurulumuza başkan ve temsilcilerini gönderen kardeş sendikalarımıza, divan başkanımıza ve divan üyelerine teşekkür ediyoruz.
Bir teşekkürümüz de sendikamızın önceki dönem Genel Başkanı Sayın Duygu Çalışkan ve birlikte görev yürüttüğü tüm yöneticilerimizedir. Devraldığımız bu emaneti daha ileri taşıyacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.
Bugün banka, sigorta ve elektronik para sektöründe çalışan emekçiler ağır bir sömürü düzeni altında yaşamaktadır. Patronlar örgütsüzlüğümüzden güç alarak bizleri kimi zaman türlü bahanelerle işsiz bırakmakta, kimi zaman işsizlik tehdidiyle düşük ücretlere ve sefalet zamlarına mahkûm etmektedir. Mevcut sosyal haklarımız birer birer budanırken, yeni haklar talep etmek dahi birçok emekçi için hayal haline getirilmektedir.
Bankalar ve finans şirketleri her çeyrekte milyarlarca lira kâr açıklarken, bizlere düşen ise her geçen gün daha fazla yoksullaşmak olmaktadır. Ancak bu düzen değişecektir. Bu düzen değişmelidir. Ve bu düzeni banka, sigorta ve finans emekçileri ile değiştireceğiz.
Sendikalı kamu ve özel banka çalışanlarına, sigorta ve finans emekçisi meslektaşlarımıza da açıkça sesleniyoruz: İktidar yanlısı, patronlarla uzlaşmış sarı sendikalara mahkûm değilsiniz. BANK-SEN vardır. BANK-SEN yeni dönemde "böyle gelmiş, böyle gitmez" diyecek; bu karanlık sömürü düzenine karşı gerçek bir mücadele hattı örecektir.
Son sözümüz ise patronlara, banka yönetimlerine ve genel müdürlere:
Mücadeleci bir sendikanın olmadığı koşullarda kendi aranızda anlaşarak bizlere reva gördüğünüz ücretlerle yaşamaya zorladınız. Keyfinize göre işten çıkardınız, keyfinize göre zam verdiniz. Siz her çeyrekte servetinizi büyütürken bizler her çeyrekte biraz daha yoksullaştık.
Açıkladığınız o devasa kârların, bizlerden çalınan emeğin sonucu olduğunu biliyoruz. Şimdi onları geri almaya geliyoruz.
Bu ülkeye sömürge madenciliğini dayatanlara karşı nasıl dayanışmayla direndiysek, sömürge bankacılığı düzenine karşı da aynı kararlılıkla mücadele edeceğiz. Yönetim odalarında belirlediğiniz sefalet zamlarını kabul etmeyecek, hakkımız olanı alacağız.
1961 Saraçhane Mitingi'nde Üzeyir Baba'nın söylediği gibi: "İşçi sınıfı ıstırap içindedir; lütuf değil, hakkı olanı istemektedir."
Biz de hakkımız olanı istiyoruz. Ve mutlaka alacağız.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. BANK-SEN Yönetim Kurulu