BANKACILIK SEKTÖRÜNDE CİNSİYET AYRIMCI UYGULAMA: İŞ BANKASI 2. MÜDÜR YÜKSELTMELERİ
Bankacılık sektörü, istihdam açısından kadın ve erkek çalışan sayısının eşit olduğu bir sektör. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre Aralık 2009 itibarıyla sektördeki 172.403 çalışanın 86.044’ünü kadın çalışanlar oluşturuyor, yani %50’sini. Aynı zamanda sektör eğitim düzeyi açısından da ülkemizdeki ileri sektörlerden biri; sektör çalışanlarının %76’sını üniversite ve dengi okul mezunları oluşturuyor
Gerek istihdamdaki eşitlik ve gerekse eğitim düzeyinin yüksekliği cinsiyet ayrımcı uygulamaların ortadan kalkması için yeterli olmuyor. Kadın çalışanların erkeklerden farklı muameleye maruz kalması, yasalara ve anayasaya aykırı olmasına rağmen, sektörün en köklü kuruluşlarında da karşılaşılan bir durum.
Sektördeki cinsiyet ayrımcı uygulamaların bir örneğini, köklü ve büyük bankalardan biri olan İş Bankası’nda da tespit edebiliyoruz. İş Bankası; Kıdemli Servis Yetkilileri’nin 2. Müdür olarak yükselmelerinde kadın emeğine dönük ayrımcı bir yaklaşım sergiliyor.
Banka 2009 Ekim ayında yayınladığı sirkülerde; 217 çalışanın 2. Müdür unvanına yükseltileceğini belirtiyor ve yükselme için yapılacak sınav ve değerlendirme koşulları hakkında bilgi veriyor. Ancak banka 2. Müdür unvanına yükselteceği kadın çalışanının sayısını 45 kişiyle sınırlıyor, %21. Bu sınırlamasını ise ilgili sirkülerde bölgelere göre atama sayılarında belirtiyor. Sadece üç büyük ili örnek gösterebiliriz; Ankara 8 ( 1K ), İstanbul 50 ( 10 K ) ve İzmir 8 ( 1K ) şeklinde yayınlanan sirküler doğrultusunda, örneğin erkek çalışanlarla aynı ya da daha iyi koşullarda olan bir kadın servis yetkilisi ilgili bölgedeki sınırlama nedeniyle görevde yükselme koşullarından yararlanamıyor.
Yukarıdaki uygulama ve ifade sektördeki kadın çalışanların emeğini hakkaniyetin dışına çıkardığı gibi yasalara aykırı ve küçük düşürücüdür. Yukarıdaki uygulama İş Yasası’nın eşit davranma ilkesine aykırıdır. Eşit davranma ilkesi; “ İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz”, “İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.” yaklaşımlarını barındırır.
Kadın, erkek eşitliğinin yaşamın tüm alanlarında egemen kılınması için sadece istihdamda eşitlik, eğitim düzeyinin yüksekliği, yasaların bulunması ve hatta yürürlükte olan toplu sözleşmelerin yeterli olmadığını görüyoruz.
Devrimci Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası (BANK-SEN ) olarak; İş Bankası Yönetiminden uygulamanın değişmesini talep ediyor, uygulamayı kamuoyunun bilgi ve değerlendirmesine sunuyor ve bütün çalışanları 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerine katılmaya davet ediyoruz.
Sendikamız; 6 Mart 2010 Cumartesi günü, “8 Mart’ın 100. Yılında Kadınlar Dayanışmaya” başlıklı mitinge, Kadıköy Tepe Nautilus önünde saat 13.00’te konfederasyonumuz DİSK kortejinde katılacaktır.
DİSK/ BANK-SEN GENEL YÖNETİM KURULU

